Bozcaada, Ege Denizi’nin kuzeyinde, Çanakkale iline bağlı küçük bir ada. Türkiye’nin üçüncü büyük adası olarak Çanakkale Boğazı’nın hemen girişinde yer alıyor. Yerleşim, adanın kuzeydoğusunda yer alan ilçe merkezinde toplanmış. Bunun dışında herhangi bir köyü bulunmuyor. Yüzölçümü etrafındaki adacıklarla beraber 37.6 km2, çevresi 38 km. Adanın anakaradaki feribot iskelesine uzaklığı sadece 6 km. Ulaşım büyük bir arabalı vapurla sağlanıyor ve yolculuk ortalama yarım saat sürüyor. Yaz sezonunda karşılıklı yapılan sefer sayısı altıyken, bu sayı kışın üçe iniyor. 500 yıldır Türkler ve Rumların bir arada yaşadıkları Bozcaada’nın nüfusu 2500 civarında.
İlk görüşte güzelliğini bu kadar belli etmeyen, ama bir kere ayak bastıktan sonra hiç bitmeyecek bir aşkla bağlandığınız bir yer oldu mu hayatınızda? Burası ufaklığından beklenmeyecek kadar çok süprizlerle dolu ve ilkini siz feribotla adaya yaklaşırken yapıyor. Nasıl da boz ve terkedilmiş görünüyor uzaktan… Ama bu görünüşe aldanmamalısınız, çünkü attığınız ilk adımla beraber sizi başka bir hikaye bekliyor. Bu boz görüntünün arkasındaki uçsuz bucaksız bağları, onları bekleyen güzelim bağ evlerini, rüya gibi kumsallarını, pırıl pırıl temiz denizini, size özel olacak kadar küçük koyların, kekik kokulu tepelerini, lezzetli şaraplarını ve yemeklerini keşfettikten sonra ilk gördüğünüz halini bile sevgiyle bağrınıza basacaksınız...
Bozcaada’ya belki ilk defa geleceksiniz belki de sayısını unuttunuz kaç kere geldiğinizin, ama farketmeyen birşey var ki, o da adanın sizi her seferinde ilk defa geliyormuşsunuz gibi coşkuyla karşılaması. Küçüklüğünden beklenmeyecek bir zenginlik saklı bu adada ve yıllardır geliyor bile olsanız her gün yeni bir güzelliğini keşfetmeniz mümkün.
Her mevsim başka bir dilden konuşuyor ada. Fakat hep aynı şeyi anlatıyor . Belki kışın kısa bir kaçamak, belki de yazın uzun bir tatil için geldiniz, size diyor ki; "Kendinizi mutlu ve huzurlu hissetmek için çok nedeniniz var hayatta ve burada olduğunuz sürece ben size bunları hatırlatacağım…"
GÖRÜLECEK YERLERİ
Bozcaada Kalesi
Feribotla adaya yaklaşırken ilk dikkatinizi çekecek adanın heybetli kalesi olacak. Küçük bir kasaba havasındaki merkezin bu kadar büyük bir kalesinin olması sizi şaşırtmasın. Bozcaada Kalesi’nin ihtişamı adanın zengin geçmişini yansıtıyor aslında. Boğazın hemen çıkışında olması ve anakaraya yakınlığı sebebiyle yüzyıllar boyunca istilaya açık bir yer olmuş ada. Üzerinde yaşayan medeniyetler ancak bu denli büyük bir kaleyle güvende hissetmişler kendilerini. Şimdi var olma amacını kendi bile unutmuş, meraklı ziyaretçilerini bekliyor kale. Surlarında korsan gemilerini gözetleyen nöbetçilerden beri çok şey değişmiş. Ama yüzyıllardır başında esen poyrazı, tepesinde dolaşan kargaları, dimdik gururlu duruşu değişmemiş...
Türkiye’nin en iyi korunmuş kalelerinden biri olan Bozcaada Kalesi’nin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Fenikeliler, Cenevizler ve Venedikliler tarafından kullanılan kale, bugünkü görünümünü Fatih Sultan Mehmet döneminde var olan kalıntılar üzerine tekrar inşa edilmesiyle almış(1455). Venedik- Osmanlı arasında süren mücadeleler sırasında uğradığı tahribatlar sonrası, Köprülü Mehmed Paşa döneminde büyük bir onarımdan geçmiş (1657). 2. Mahmut zamanında ise neredeyse yeniden inşa edilerek bugüne kadar bu görünümü korunmuş(1815).
Adanın kuzeydoğu ucuna, kayalıklar üzerine inşa edilmiş kalenin etrafı zamanında suyla dolu olan bir hendekle çevrili. Bir zamanlar asmalı bir kapıyla girilirken şimdi sabit bir köprü üzerinden giriliyor kaleye. Yine bir zamanlar içerisinde Türk ahalinin yaşadığı, iki caminin olduğu kalenin içi, şimdi neredeyse bomboş.
İç kale bölümünde ada etrafından çıkarılan amforaların sergilendiği bir oda bulunuyor. Ayrıca kalenin bahçesinde adadan çıkarılan çok sayıda eski mezar taşı ve tarihi eser sergileniyor. Kale 10.00 - 20.00 saatleri arasında ziyarete açık olup giriş biletlidir.
Şarap Fabrikaları
Şarap fabrikaları, şarapçılık geleneğinin çok eski yıllara dayandığı adanın vazgeçilmez yapıları. Adada 4 büyük şarap fabrikası yanında bağ evlerinden üretim yapan küçük imalathaneler de bulunuyor. Eskisi ada merkezinde yenisi Tuzburnu mevkiinde bulunan iki şarap fabrikası yaz sezonu boyunca düzenlenen turlarla gezilebiliyor. Bu turlarda şarap yapımı ile ilgili önemli bilgiler edinebilirsiniz. Ayrıca tur sonunda yapacağınız tadımlarla damağınıza uygun şarabı seçebilirsiniz.
Ayazma
Yunanca“hagiasme” kelimesinden gelen Ayazma, kutsal su anlamına geliyor. Türkiye’de birçok bölgede doğal su kaynağının olduğu yerlere bu isim veriliyor. Bozcaada’nın Ayazması adanın güney kısmında yer alıyor. Burası çift oluklu bir çeşme, 8 dev çınar, küçük bir şapel ve 2 tane tek katlı yapısıyla görülmesi gereken yerlerden. Rum Ortodoks cemaate ait şapel Rum azize Aya Paraskivi adına yapılmış ve onun adını taşıyor. Dev ağaçlarının gölgeliği ve sürekli akan çeşmesi sayesinde piknik yapanların tercih ettiği bir nokta. Özellikle gün batımında Ayazma Plajına bakan manzarasına karşı bir ağaca yaslanarak oturmanın keyfine doyulmuyor. Ayrıca buradaki çeşmeden bir kez su içenin artık adalı olacağına dair bir söylenti de dolaşıyor.
Küçük şapel sadece özel günlerde ibadete açılıyor. Şapelin alt kısmında bir dilek mağarası bulunuyor. Ada halkı burada mum yakıp adak adıyor, dileklerini sembolize edecek şekiller yapıyor taştan ve çalı çırpıdan. Mağara üst üste dizilmiş taşlarla anlatılmaya çalışılan küçük evlerle dolu. 26 Temmuz’da kutlanan Rumların Aya Paraskivi günü şapelin ibadete açıldığı günlerden biri. Kalabalık bir grubun Ayazma’da yiyip içip eğlendiği bu güne halk arasında Ayazma Panayırı deniyor.
Ayazma’nın büyülü ortamı düğün gibi özel kutlamalar için de tercih edilmesini sağlıyor. Bir restoran sahibinin işletmesinde olan yerde, özel günlerde masalar kurulup yemek servisi veriliyor.
Göztepe

İşte size bir ada üzerinde olduğunuzu anlatacak tek manzara! Adanın bu en yüksek noktasına(192 mt.) çıktığınızda denizin ortasında büyük bir geminin kaptan köşküne çıkmış gibi oluyorsunuz. Buradan adadaki bütün yükseltileri, düzlükleri, etrafındaki küçük adacıkları, bağları, çamlıkları, evleri hatta adanın diğer ucundaki rüzgar güllerini bile rahatlıkla seçebilirsiniz. En tepeye çıkan yol, gökyüzüne tırmanan sarmal bir merdiven hissi veriyor. Manzaranın etkisi altında şaşkın döne döne ilerliyorsunuz yolda. Puslu olmayan bir havada, Gökçeaada ve onun hemen arkasındaki Semadirek adasının zirvesini, anakara tarafında ise Alexandra Troya , Truva antik kenti ve Çanakkale Boğazı’nı seçebilirsiniz. Tepede bulunan bina sadece bir radyolink istasyonu. Onunla bir ilginiz yok. Siz günbatımında yanınıza aldığınız ada şarabı eşliğinde manzaranın keyfini çıkartın. Dolunay zamanı bir taraftan güneşi batırırken arkanıza döndüğünüzde şaşırmayın. Çünkü sizi bütün ihtişamıyla anakaranın arkasından yeni doğan dolunay karşılayacak. Tepedeyken rüzgarı hissedin, oradan kanatlanıp uçmanın ne kadar muhteşem olacağını hayal edin ama sadece hayal edin…
Bozcaada Müzesi
Bozcaada Müzesi, ziyaret ettiği yeri yakından tanıma bilincindeki turistler için eşi bulunmaz bir mekan. Adanın zengin tarihini ortaya koyan bu koleksiyon tamamen bireysel girişimlerle kurulmuş. M.Hakan Gürüney’in Bozcaada’ya olan bağı ve araştırmacı kişiliği biraraya gelince, ortaya gezmesi keyifli alışılmışın dışında bir koleksiyon çıkmış. Dünyada sadece Bozcaada’da çıkan bir deniz kabuğunun ada etrafında bolca bulunduğunu öğrenmesiyle rotası Bozcaada’ya çevrilmiş yıllar önce. Sadece bu deniz kabuğunu toplayabilmek için geldiği adadan 720 değişik tür deniz kabuğu ile dönmesi, sonraki yıllarda alınan yazlık ev ve adada geçirilen uzun yaz tatilleri...
Bu küçük adanın son derece ilginç bir tarihi olduğunu öğrenmesi ile çeşitli kültür varlıklarını toplamaya başlamış. Sadece Bozcaada’ya özgü fosil, arkeolojik eser, sikke, harita ve gravür, 1915 Çanakkale Savaşı esnasında Bozcaada’yı askeri üs olarak kullanan Fransızlara ait malzemeler, o dönemden kalma kartpostallar, posta tarihine yönelik evraklar, Ara Güler’in 1955 yılında çektiği 25 pozun dışında, 1880’li yıllardan başlayan ada fotoğrafları, adada üretilmiş eski şarap şişeleri, Rum ve Türk vatandaşların kullandıkları etnoğrafik eserler, belge ve dökümanlar, kitaplar bu koleksiyonda görebileceğiniz malzemelerin ana grup başlıklarını oluşturuyor.
Bozcaada Yerel Tarih Araştırma Merkezi, ada merkezinde Bozcaada Kaymakamlığı tarafından tahsis edilen tarihi bir binada ziyarete açık. Sezon dahilinde 15 Haziran-15 Eylül tarihleri, 10.00-20.00 saatleri arasında hergün gezilebilir. Giriş ücretli olup ayrıca içerisinde müze koleksiyonlarından oluşan ufak çaplı kitap ve hediyelik eşya standı bulunuyor.
Rüzgar Gülleri
Belki de hayatınızda seyredebileceğiniz en büyüleyici günbatımları adanın batı ucunda bekliyor sizi. Önünüzde uçsuz bucaksız Ege Denizi, yanınızda ihtişamlı duruşlarıyla rüzgar gülleri ve terkedilmiş bir deniz feneri. Burnunuzda yabani kekik kokuları ve yüzünüzü okşayan vazgeçilmez ada rüzgarı…
Gündüze son noktayı koymak için Batı Burnu’nu ziyaret etmek bir gelenek haline gelmiş adada. Arabayla rüzgar türbinlerinin yanından geçerek en uca kadar gidebileceğiniz düzgün bir yolu bulunuyor. Kimisi yanında bir piknik sepetiyle kimisi sadece bir ada şarabıyla yerini alıyor gün batımına doğru. Tüm gün tek başlarına dönen rüzgar güllerinin ve yıllardır yalnızlığa alışmış Polente fenerinin etrafı heyecanlı bir kalabalıkla doluveriyor bir anda.
Güneşin batmasıyla ayrı bir güzelliğe bürünüyor burun. Etrafta herhangi bir yerleşimin dolayısıyla yapay ışığın olmaması, yıldızları çok net seçebileceğiniz karanlık bir ortam sağlıyor. Gökyüzünde belki de daha önce görmediğiniz kadar çok yıldız, dev kanatlarıyla ama neredeyse fısıltıyla dönen rüzgar gülleri ve sadece deniz fenerinin yanıp sönen ışığı ortamın büyüsünü arttırıyor.
NEREDE KALINIR
Bozcaada’da, doğal ve tarihi SİT alanı olması sebebiyle, güneydeki gibi büyük oteller ve tatil köyleri göremeyeceksiniz. Bu yüzden şanslısınız çünkü sizi daha samimi ve doğal mekanlar bekliyor konaklamak için. Genellikle ada halkının işlettiği bu yerlere, son yıllarda büyük kentlerden gelip yerleşenlerin açtıkları mekanların da eklenmesiyle, her zevke ve bütçeye uygun seçenekler bulunabiliyor. İsterseniz ada merkezinde bir otel, pansiyon ya da merkez dışında bağ evi, tatil çiftliği alternatiflerini değerlendirebilirsiniz. Ama merkez dışında konaklamak istiyorsanız adada toplu taşıma çok yaygın olmadığı için özel arabanızla gelmeniz size kolaylık sağlayacaktır.
Bozcaada’da toplam yatak kapasitesi 2500 . Özellikle en yoğun aylar olan Temmuz ve Ağustos için önceden rezervasyon yaptırmanızda fayda var. Yaz sezonu dışında ise kalacak yer bulmak çok kolay. Bütün yıl boyunca açık olan otel ve pansiyonların sayısı az değil. Bozcaada yaz sezonu dışında da özellikle kalınması keyifli bir ada.
NE YENİLİR-İÇİLİR
Bozcaada’da yüzyıllardır bir arada yaşayan Türk ve Rum halkının kaynaşmasıyla zengin bir mutfak kültürü oluşmuş. Öyle ki adaya sadece lezzetli yemeklerinden yiyip şaraplarından içmek için gelenlerin sayısı az değildir.
Taze ve bol balık çeşitleri, kalamar, ahtapot, adaya özgü otlardan yapılan mezeler zeytinyağından şaşmayan bu mutfağın öne çıkan lezzetleri. Ve tabiî ki yemeklerinize eşlik edecek kırmızı veya beyaz ada şarapları…
Adada kahvaltılar ayrı bir özenle hazırlanıyor. Değişik otlardan yapılan omletler, gözlemeler, çiğ börek, domates ve üzüm gibi adaya özgü reçeller, ev yapımı pekmez, mevsimine göre dalından yeni koparılmış üzüm çeşitleri kahvaltı sofralarını tamamlıyor.
Adada yemek yemek aceleye getirilmeyen tadına vara vara yapılan bir aktivite gibi. Akşamın en önemli programı nerede yenileceği . Sonrasında ise az sayıda olan barlarından birinde sakin ve huzurlu bir ortamda şarabınızı yudumlayarak devam ediyorsunuz geceye.
(kaynak:bozcaadarehberi)
